Bir tarafta maaş ödenmesi gereken bir çalışan, diğer tarafta maaş istemeyen, izin kullanmayan ve günün 24 saati hizmet verebilen bir yapay zekâ. Böyle bakınca, mesele yalnızca bir işverenin maliyet hesabı olarak görülebilir. Oysa ki bu değişim önümüzdeki yıllarda milyonlarca insanın çalışma hayatını, gelir dağılımını ve toplumsal düzenini şekillendirecek görünüyor. İnsanlık belki de Sanayi Devrimi›nden bu yana emeğin ekonomik değerini en köklü biçimde değiştirecek bir döneme giriyor. Üstelik bu kez makineler yalnızca insanın kas gücüne değil, zekâsına da rakip oluyor.
Türkiye’de 2026 yılında net asgari ücret 28.075 TL, yıllık brüt maliyet ise yaklaşık 471 bin TL. Bir işletmenin müşteri sorularını yanıtlamak, standart raporlar hazırlamak ve rutin yazışmaları yürütmek için yapay zekâ kullandığımızı düşünelim ve bu sistem için aylık 10 bin TL, yıllık 120 bin TL işletme bütçesi ayrıldığını varsayalım.
Ortaya çıkan fark dikkat çekici. Elbette yapay zekâ sisteminin kurulumu, entegrasyonu, denetlenmesi ve hatalarının düzeltilmesi de bir maliyet. Üstelik her çalışanın bütün görevlerini üstlenmesi mümkün değil. Dolayısıyla bu hesap bir insanın tamamen ikame edilebileceğini göstermiyor, ancak belirli görevlerin maliyetinin ne kadar farklılaşabileceğini ortaya koyuyor. Ve işverenler açısından giderek önem kazanan soru şu oluyor; bir işi insanla mı, teknolojiyle mi, yoksa ikisinin birlikte çalışmasıyla mı gerçekleştirmek daha verimli?
İşçinin rakibi artık başka bir işçi değil
Yıllardır küresel ticarette ülkeler arasındaki işçilik maliyetlerini tartışıyoruz. Döviz bazında artan ücretler üretim kararlarını etkiliyor. Ancak şimdi bu rekabete yeni bir oyuncu katılıyor, o da yapay zekâ. Üstelik bu yeni rakip yalnızca fabrikalardaki işçilerin karşısına çıkmıyor, beyaz yaka çalışanlarının da büyük bir kısmı yine aynı dönüşümün içinde.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre dünya genelinde her dört çalışandan biri, üretken yapay zekâdan belirli ölçüde etkilenebilecek bir meslekte çalışıyor. Bu, her dört kişiden birinin işsiz kalacağı anlamına gelmiyor, ancak mesleklerin görev dağılımının ve ihtiyaç duyulan becerilerin değişeceğini gösteriyor. Belki de ilk kez insan, kendi geliştirdiği teknolojinin yalnızca yardımcısı değil, ekonomik rakibi olabileceği bir döneme giriyor.
13 Ekim’de Avrupa Merkez Bankası Başekonomisti Philip Lane, yapay zekânın bazı çalışanların yerini alma ihtimalinin ücret pazarlığındaki güçlerini de zayıflatabileceğine dikkat çekti. Zira bir işverenin belirli görevleri otomatikleştirme imkânı arttığında, işgücü piyasasındaki dengeler de değişebilir.
İnsan yalnızca bir maliyet kalemi midir?
Bence meselenin en önemli boyutu burada başlıyor. Ekonomi bilimi üretim faktörlerinden söz ederken emek, sermaye ve teknolojiyi aynı denklem içerisinde değerlendiriyor. Ancak insan emeğini diğer üretim faktörlerinden ayıran çok önemli bir özellik var; insan yalnızca üretmez, aynı zamanda tüketir ve toplumsal hayatın devamını sağlar. Bir çalışanın maaşı işletme açısından giderken, bir ailenin geçim kaynağı ve ekonominin satın alma gücüdür. Bu nedenle yapay zekâ sayesinde işçilik giderlerinin azalması, ekonomi açısından her koşulda aynı ölçüde kazanç anlamına gelmez.
Çalışmak yalnızca para kazanmak değildir. İnsan yaptığı işle toplumda bir yer edinir, mesleğiyle kimlik kazanır, kendisini geliştirir ve geleceğini planlar. Yıllarca eğitim almış, mesleğinde uzmanlaşmış bir insanın yaptığı işin önemli bölümünün teknoloji tarafından üstlenilmesi, yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve sosyolojik sonuçlar da yaratabilir.
Sanayide artan işçilik maliyetleri karşısında verimlilik sağlayan teknolojiler, işletmelerimizin uluslararası rekabet gücünü artırabilir. Ancak teknoloji yatırımlarını yalnızca personel azaltma projeleri olarak değerlendirmek büyük hata olur. Asıl hedefimiz, daha az insanla aynı üretimi yapmak değil, teknolojinin desteğiyle daha yüksek katma değer üretmek ve çalışanların refahını artırmak olmalı. Bunun için mesleki dönüşüm programlarına, verimlilik kazançlarının paylaşılmasına ve sosyal güvenlik sisteminin yeni çalışma modellerine uyarlanmasına ihtiyaç var.
Unutmamalıyız ki yapay zekânın ekonomik sonuçlarını teknoloji kadar, onu nasıl kullandığımıza ilişkin tercihlerimiz de belirleyecek.